Düzenleyen : Burhan Karabulut
Stuttgart,07.03.2008
Ey Gül
Güneş güneş nuru derdin sen ey gül.
Cennet’e kokunu verdin sen ey gül...
İnsanlığın rüyasısın sen ey gül.
Hakikâtın aynasısın sen ey gül...
Tomurcuktun Levh-i Mahfuz bağında.
Gün vurdu, açıldın Hıra dağında...
Yağmuru çöllere çeken sensin gül.
Cehlin kalbindeki diken sensin gül...
İbrahimin ateşinin adısın.
Hayatın manası, gönül tadısın.
Her halin bir destan; kulluğa davet.
Renk renk onsekizbin alemi seyret...
Hem ahirsin hem evvelsin sen ey gül.
Ne latifsin, ne güzelsin sen ey gül…
Yeryüzüne bakışımda sen varsın.
Sevda diye nakışımda sen varsın.
Hak’kın elmas kılıçları bilensin.
Kan sızan dudakta tebessüm sensin.
Aşıkların gözyaşısın sen ey gül...
Fatihlerin baştacısın sen ey gül...
Meleklerin duasında sen varsın.
Şehitlerin yarasında sen varsın…
Maveradan suyun, toprağın ey gül…
Dalga dalga şefkat bayrağın ey gül...
Yetimlerin gözlerinde ışıksın.
Kâinatin yüz sürdüğü eşiksin...
Yaprak yaprak ayetlerim, hadisim.
Sensin sevgiliye verilen isim...
Sen getirdin gerçek huzuru ey gül.
Paramparça ettin gururu ey gül...
Akıl ermez esrarına senin gül.
Hazan değmez baharına senin gül…
Şiirimin ilk sözüsün sen ey gül.
Muhabbetin can özüsün sen ey gül...
Sevinsin garibler ver elin ey gül.
Hasretinle yandı Veysel’in ey gül...
Dost katında ağırlandın sen ey gül.
Müjdelerle uğurlandın sen ey gül...
Avucunda geçmiş, gelecek ey gül.
Şefaat ettiğin gülecek ey gül...
Bu canı yoluna serelim ey gül.
Lûtfet gül yüzünü görelim ey gül...
Servet Yüksel
Ben Sokak Çocuğuyum
Ben sokak çocuğuyum adımı bilmezsiniz.
Benim de bir dünyam var çağırsam gelmezsiniz.
Bir köprü altı bile bulamadım sürtecek.
Gece yarılarında üstümü kim örtecek?
Vebali boynunuza toplumun günahıyım.
Sevgiden mahrum kalmış yüreklerin ahıyım.
Annesizlik zemheri iliklerim üşüyor.
Kolum kanadım kırık, gönlüm yorgun düşüyor.
Ne olur sanki ben de baba eli tutsaydım.
İçimde dönüp duran acıyı unutsaydım.
Bir bardak çay da yeter yanında simit olsun.
Yalnız hayata dair azıcık ümit olsun.
Bir dününün nelerdi zevkle tattıklarınız!
Helal edin, midemde çöpe attıklarınız...!
Gelin görün çaldığım bütün kapılar duvar.
Hüzünlü rüyalarım, yetim hayallerim var.
Sırtımda garibliğin, yoksulluğun hırkası.
Bakmaktan çekinmeyin yüzüm ibret aynası.
İyileri ararken, kötüler beni bulur.
Masum duygularıma ne tuzaklar kurulur.
Bakışlarınız bıçak, sözünüz var ki kırbaç!
Merhamet dilendiğim benden daha çok muhtaç.
Özlediğim şeylerden bahsederler duyarım.
Herkes güzel giyinir, "bayram" derler duyarım...
Bahtıma küstüm işte evim, oyuncağım yok.
Koşup atılacağım bir şefkât kucağım yok...
Siz keyfinize bakın, size tantana düşer.
Dokuz kere yutkunmak, ağlamak bana düşer...
Servet Yüksel
Ravzana Geldim
Ey sevgili, fahr-i cihan Efendim,
Canlar cemaline hayran Efendim,
Söz perişan, sükut hicran Efendim,
Bir garib gönülle ben sana geldim.
Güzelliğin görenleri yakarmş,
Senin adın bile hep gül kokarmış,
Gözlerinden şefkat, sevgi akarmış,
Öyle dertliyim ki, dermana geldim.
Kendimi bilmedim kördüm, sağırdım,
Yıllarca zamanın kanına girdim,
Ufuklara bakıp hüzün eğirdim,
Hediyem gözyaşı Sultan'a geldim...
Bir sevda ki sensiz, çöller üşüyor,
Dağlar, taşlar ardın sıra koşuyor,
Aşıkların bir ah çekip düşüyor,
Vuslatın kapısı Ravzana geldim.
Boynumu büktüm de ben sana geldim…
Servet Yüksel