Konuşursam CHP yanar
AKP’ye geçme fikrinizde CHP’ye olan kırgınlığınızın payı nedir? Öyle bir duyguyla hareket ettiğimi sanmıyorum. Elbette kırgınım. Yaralarım var. Genel sekreterlikten bana kalan kolumda bir platin. Ben hayatım boyunca verdim CHP’ye. Karşılık aldığım üç yıldır sadece. Deniz Baykal “Bir yılbaşı gecesi Bosna’ya, bir yılbaşı gecesi de Hakkâri’ye gittik” diye övünerek anlatır. Bunlar benim genel sekreterliğimdir. Benden sonra yılbaşı gecelerini ziyafet masalarında geçirdiler. Bunca emek verdiğim bir partiden düzmece gerekçelerle ihraç edildim. Ben ihraç edilince, genel merkez “bizimle ilişkisi kalmamıştır” diye bülten dağıttı.
* Aşağılanmış mı hissettiniz kendinizi? Onurunu önemseyen bir insan ne hissederse ben de onu hissettim. CHP’de yaşadıklarımı anlatsam televizyonlarda, barajın altında kalır. Hâlâ tabanına saygım olduğu için günlerce TV tekliflerini reddettim.
“Çoçuklarımdan biri Tandoğan’daydı”
* CHP-DSP işbirliği için ne düşünüyorsunuz? Ben pek umutlu bakmıyorum bu işbirliğine. Ama seçimlerde oy oranlarına bir nebze katkı sağlayacaktır. 1994′te Ecevit’in liderliğinde sosyal demokrat hareketin toplanması için büyük çaba gösterdim. Ecevit’le ve Baykal’la görüştüm. Yüzü kâğıt gibi oldu. Birkaç gün sonra Ecevit’in solu toparlayamayacağına ilişkin açıklama yaptı. Ecevit de o açıklamayı önüme koydu. O birleşmeyi Baykal dinamitledi. Baykal, Ecevit varken lider olamazdı. Ve ben solu birleştirme gayretim yüzünden genel başkanlıktan düşürüldüm.
* Cumhuriyet mitinglerine katıldınız mı? Şiddete başvurmayan her tür demokratik hareketi Türkiye’yi geliştirecek bir unsur olarak görüyorum. İktidarda bu konuda ders almalı. Benim çocuklarımdan biri de Tandoğan’daki mitinge katıldı.
“Beni imam hatipli sanıyorlar”
* Sizi AKP’yle birleştiren din mi? Ben yıllardır halkın değerlerine saygı duyan ama halkın değerlerini suiistimal etmeyen bir siyaseti savunuyorum. Tabii benim burada sosyal devlet ve sosyal adalet kaygılarım var. Bunlara AKP ne kadar cevap verebilir bunları göreceğiz. Umarım olur.
* İmam Hatip’te mi okudunuz? Birkaç TV programında Refah Partililer’e cevap verecek düzeyde din bilgim olduğu görülünce İmam Hatip’li olduğum sanıldı. Çünkü insanlara göre bir solcu din bilmez. Bir siyaset adamının din bilmesi gerektiğine de inanıyorum. Ben Ordu Cumhuriyet İlkokulu, İsmet Paşa Ortaokulu, Ordu Lisesi ve İstanbul Hukuk Fakültesi mezunuyum.
* Namaz kılar mısınız? Zaman zaman cuma namazı ve cenaze namazı kılarım ama öyle düzenli bir namaz kılma alışkanlığım yok. Ortalama bir Türk vatandaşı gibiyim.
Gel sana ihtiyacımız var
* Erdoğan’ın “Gel sanaihtiyacımız var” demesi yara-larınıza merhem mi oldu? Birileri sizin kıymetinizi bilmezken bir başkasınınd eğer vermesi güzel bir şey.Şimdi bir kez daha umut-landım Türkiye’ye gerçek-ten katkım olabilir mi diye.Bu seçime girmezsem her-halde bundan sonra bir da-ha siyasete girmem.
Sabah
Kaynak: gazeten.com sitesinden
Ertuğrul Günay >>>
Deniz Baykal ile birlikte 1976 yılında Ecevit'e karşı çıktığımızda, CHP örgütünden bizi destekleyen illerin en başında Ordu geliyordu. Ertuğrul Günay, Ordu İl Başkanı olarak daha 30 yaşına bile varmadan, CHP tarihinde özel bir sayfa olan 1976 kurultayında "Baykalcılar"ın kurultay başkan adayı olmuştu. 1977 seçiminde milletvekili olduğunda Meclis'in en genciydi. 1980 darbesinde, 12 Eylülcü generallerin CHP içinde en çok uğraştıkları ve belki en uzun hapis yatan da Ertuğrul Günay oldu. Çünkü demokrasi, insan hakları ve sosyal adalet ilkelerinden ödün vermeden ve doğruları korkmadan her zaman yüksek sesle söyleyen de yine Ertuğrul Günay'dı.
Yasaklar kalkınca, 1987'de SHP'de aynı inanç ve yürekle siyasal yaşamını sürdürdü. Partinin üst düzey ve kamuoyunda en parlak isimlerinden birisi oldu. 1992'de CHP açılınca birlikte Deniz Baykal'ı Genel Başkan seçtiğimiz kurultaydan sonra, yeni CHP'nin ilk Genel Sekreteri oldu. CHP'nin Genel Sekreterlik görevi başka partilere benzemez. Partinin geleneklerinde Genel Sekreter, Genel Başkan kadar önem ve değer taşır. Gençler anımsamayabilir, CHP'nin geçmişteki en ünlü politikacıları Kasım Gülek, İsmail Rüştü Aksal, Kamil Kırıkoğlu, Bülent Ecevit, Orhan Eyüboğlu, Mustafa Üstündağ, Hikmet Çetin, Deniz Baykal, Adnan Keskin partinin Genel Sekreterliğini yapmışlardır.
Tayyip Erdoğan'ın İstanbul'a başkan seçildiği 1994'te ancak o başarılı olabilir düşüncesinde olan Deniz Baykal, CHP'nin İstanbul adaylığı için Ertuğrul Günay'ı çıkarmıştı. SHP-CHP birleşmesinin oy tabanında bütünleşmeyi sağlayamadığı, 1995 ve 1999 seçimlerinde görüldü. Murat Karayalçın ve İsmail Cem'in başını çektiği ayrı partileşme çalışmaları sonunda SHP ve YTP olarak gerçekleşti. Ertuğrul Günay, CHP-SHP yapay birleşmesinin olumsuz sonuçlarını görerek o tarihlerde Baykal'dan uzaklaşmak zorunda kaldı. 1999 seçimlerinden bu yana, aklı başında ve CHP'nin güçlü olmasını isteyen herkesin gördüğü gerçeği, Ertuğrul Günay çok önce gördü ve söyledi: "CHP, bu Baykal ile olmuyor, olmayacak!"
İşte Ertuğrul Günay dün partiden, bu "doğru sözlülüğü" yüzünden Baykal tarafından atıldı. Ertuğrul Günay'ı üstün nitelikleri ve yetenekleriyle en iyi tarayanların başında Baykal gelir.
Ertuğrul Günay gibi bir "değeri" CHP'nin Genel Başkanı tamamen kişisel ve saygın olmayan nedenleriyle partiden atacak kadar küçülmüşse, yazıklar olsun hepimize! Ülkenin işçisi, memuru, emeklisi, esnafı, köylüsü, "İŞ-AŞ" diyerek, kendisine sahip çıkacak doğru dürüst bir CHP ararken Deniz Baykal, CHP'nin son otuz yılının en dürüst, en akıllı, en yetenekli ve ilkeli sosyal demokrat politikacılarından birisini, Ertuğrul Günay'ı partiden atıyor. Olmuyor Sayın Baykal, artık "seninle olmuyor!"
Erol Çevikçe (16.10.2004
Kaynak: gazetevatan.com internet sitesinden aynen