ANA SAYFA Yeşil Bolu İlçeler BOLU'nun Mesire Yerleri BOLU'nun Meşhurları BOLU Resimleri Bolu internet siteleri
Özel Arama
---> A-Z Hastalıklar ve Alternatif Tedavileri
SPOR Tarihi SKORLAR Ziyaretçi Defteri Türkü İlahi Pop İSLAM ► DÜNYA ve UKBA YORUMSUZ lu YORUM Bolu Türküleri Bolu Videoları

   
 
  necdet sezer
 


SEZER, 'HALKIN SEÇMESİNİ' VETO ETTİ!

Cumhurbaşkanı Sezer ;

Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesi ile görev süresinin 5+5 yıl olmasını ve seçimlerin 4 yılda bir yapılmasına ilişkin TBMM'den çıkan Anayasa değişikliği paketini veto etti.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini de öngören Anayasa değişikliği paketini iade etti.
Sezer’in onayına sunulan Anayasa değişikliği paketi 14 gündür Köşk’te. Anayasa gereği, yasaları 15 gün inceleme süresi bulunan Sezer’in, değişiklik paketi üzerindeki inceleme süresi 26 Mayıs Cumartesi günü sona eriyordu.

25 Mayıs 2007 Cuma 16:16

Kaynak: habervitrini.com internet sitesinden aynen aktardik.



O bizim hiçbir şeyimizdir…

Sezer'in başlangıcı güzeldi. Toplumsal taleplere, sunulan portre örtüşüyordu.

Karizma eksikliği, hırslarının da olmadığı varsayımıyla soruna dönüşmeden dengelendi.

O günlerde referansı demokrasi, özgürlük ve bireydi.

Kırmızı ışıklarda duruyor, market alış verişinde kasa önünde vatandaşların gerisinde sıranın kendisine gelmesini dahi bekliyordu.

İlk günlerde Sezer, cumhurbaşkanı değil de, sanki halktan biriydi.

Fakat birden kendi yerini, kendi gücünü fark etti ve “yeni durumla” uyumlu hale geldi.

Önceleri sadece kırmızı ışıklarda dururken, ani bir kararla bütün ışıklarda durmaya başladı.

Ürkekliği üzerinden düşünce toplumu yeniden tanımlamaya karar verdi.

Hatırlayalım;

Kamusal alan tartışmalarını alevlendirdi.

Krizlerin kapılarını açan adam oldu.

Başbakan'ın yüzüne anayasa kitapçığı fırlattı.

“Bürokratik Cumhuriyeti” halka ve halkın değerlerine tercih etti.

Rektör atamalarında anlaşılması zor tercihler ortaya koydu.

Bir çok devlet kurum vekâletle yönetilir oldu.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Köşk resepsiyonlarına bazı milletvekillerini 'eşli', bazıların da 'eşsiz' davet ederek eşine az rastlanır bir hadiseyle yakın tarihin kayıtları arasına girdi.

Bu bize bir müddet hukukçu kalan bir insanın zorda olsa değişebileceğini gösterdi.

Sezer dedi ki; “Cumhurbaşkanlığı cumhuriyeti temsil eder, kamu alanıdır, orada başörtüsü takılamaz.”

Gerçek dışı bir kamusal alan tanımı oluşturdu ve yasaklı bölgelerin çoğalmasına hizmet etti.

Vatandaşın giremediği alanlardı bunlar...

Sezer, devleti yanlış bir yere, 'kamusal alana' hapsetme çabasıyla geçirdi son yıllarını, farklılıkları bütünlük içinde algılayan ve toplum olma bilincini tetikleyen Cumhuriyetin kazanımlarını hiçe sayan söylemlerin sonuçlarını pek fark edemeden.

Halkının önemli bir kısmını aşağıladı böyle yapmakla.

Israrla mütedeyyin kitleleri provoke etmeye çalıştı.

Güya Sezer 'devletin sahibi' olarak devleti halktan, cumhuriyeti de cumhurdan korudu.

Bu ve benzeri hatalarıyla o, gelecekte en hızlı unutulacak cumhurbaşkanı kim olacak yarışında ipi büyük farkla göğüslemenin sinyalini de vermiş oldu.

Ordu'yu göreve çağıran pankartların gölgesindeki yürüyüşleri de, darbe heveslisi emekli generalleri de o cesaretlendirdi.

Genelkurmay Başkanlarından “bilge paşa” Hilmi Özkök, “devlet sevgisi kimsenin tekelinde değildir” gerçeğini birkaç kez hatırlatmıştı.

Sezer'e göre sanki devleti bir o sevdi...

Bütün makamlar, mevkiler geçicidir. Yedi yıl da olsa geçicidir.

İnsanın dönüp dolaşıp geleceği yer halkının içidir. O gün rütbesiz, forssuz kaldığında, yine binlerin selamına muhatap olabilir mi, yurdun her köşesinde, kendi evinin bahçesinde dolaşıyor olma rahatlığında dolaşabilir mi?

İnsanın gerçek hali yalın halidir. 'Kendi oluşu' dışındaki bütün etkilerden uzak kaldığı anlarda çekilir, insanın gerçek fotoğrafı.

Sırtını devlete dayamadan, kendi içine yaslanarak ayakta kaldığı an… İşte o zaman gerçekten güçlüdür insan.

Hasan Celal Güzel, Sezer'in Cumhurbaşkanlığı'na seçildiği günlerde, Ayaş Cezaevi'nde “düşünce suçlusu” olarak çile doldurur. Eşleri başörtülü veya başörtüsüz bir çok milletvekili ziyaretine geldiğinde, onlara Sezer'in Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak, 1999 ve 2000 tarihlerinde yaptığı konuşmaları dağıtıyor, Sezer'in “Toplumda her şey insan hak ve özgürlüklerini sağlamaya ve bunları geliştirmeye yönelik olmalıdır!...” cümlesini çok sever ve bu zihniyete sahip, bu vasıflara haiz bir Cumhurbaşkanı'nı Türkiye için fırsat bilir, milletvekillerinden Sezer'e oy vermelerini ister.

Sezer Cumhurbaşkanı seçilir ve çok geçmeden Çankaya yolu halka, halkın değerlerine kapanır.

Zihniyet ve meziyet konularında yanıldığını gören Güzel, pişmanlıkla Sezer'e şöyle seslenir; “Konuşmalarınızda, önceden başkaları tarafından hazırlanan metinlerden derleme yapıldığını; söylediklerinizin inandıklarınızdan farklı olduğunu ve millete karşı 'takiyye' yaptığınızı nereden bilebilirdim?...”

Daha o günlerden bellidir, hukukçunun emeklilik sonrası günlerine dair tablolar. Sezer'e yüksekte ne oldu sorusu hala güncelliğini korur.

Belki de yeni dünyaya biraz küçük geldi ve çareyi Çankaya'ya sığınmakta buldu Sezer.

Neyse ki, “Rejimin son kalesi” argümanı Sezer'in “arada kalmışlık” sıkıntısını örtbas edebilmesi yolunda “son sığınak” projesi olarak imdadına yetişti.

Büyük toplumda yıllar içinde oluşturduğu büyük hayal kırıklığının bedeli olarak emeklilikle hayata sıfırdan başlayacak o.

Çünkü Hasan Celal Güzel gibi “nereden bilebilirdik” diyenlerin sayısı çok kalabalık, sesleri çok gür çıkıyor...

Zor şeydir insanın sıfırdan başlaması.

Bu toplumda birilerinin -ki onlar kim ve hangi mevkide olursa olsunlar- birilerini aşağılamalara sessiz kalamam. Bireyin veya kitlelerin haklarının gasp edilmesi karşısında bir “derin basiretsizliğe” gömülüp sesini yutmayı tercih etmeyecek kadar zinde akıl ve canlı duygularla bir isyanı taşırım içimde.

Zirvelerde yada sokakta bu tür performansının oluşturduğu aşağılama girişimlerinin kapsama alanını neredeyse “herkes” giriyor.

Bunu kabul edemem.

Bunu kabul etmemeli toplum.

Sezer ne zaman konuşacak olsa, sokağı tedirginlik ve korku sardı, kriz endişeleri kapladı.

Vizyonuyla değil korkularıyla konuştu. “Cumhuriyet'in tehdit altında olduğu” iddiasını ne kadar da çok duyduk ondan..

Kimin tehdidi altındaydı Cumhuriyet?

Militarizmin mi, jakoben laikçilerin mi, darbe virüsüne yenik düşmüş kimi generallerin mi, Çankaya affına mazhar militanların mı, bilimi bırakıp mitingle iştigal eden bazı rektörlerin mi, gazetecilik kılığında aslında ne iş yaptığı belli olmayan karanlık kişilerin mi?...

Onlar Cumhuriyetimizi yaşanabilir olmaktan çıkartıp, kendilerine yeniden “önem vurgusu” yapabilmek için, çareyi fanatizme soyunarak, özgürlük alanlarını kısıtlamakla, iç düşman söylemini yaygınlaştırmakla işe başladıklarından emekleri sıfırı işaretliyor… Yani beyhude bir uğraş. Bilirsiniz ki, fanatizm kendi mensupları için her zaman büyük tehlike olmuştur, insanı körleştirir ve gerçeklikten koparır.

Neden Cumhuriyeti tarihin bir dönemine hapsedip, orada solmasını istersiniz ki?

Cumhuriyeti hayattan koparma talihsizliği kapımızda durdu bu yıllarda.

Neden bizde cumhuriyet ile demokrasi, halk ile özgürlükler arasında doğru ilişki kurulamadı?

Neden Çankaya yabancılaştı kendi halkına?

Cumhurbaşkanı'nı meclis halk adına seçmedi mi?

Cumhurbaşkanının halkın arasından bazılarını seçerek, “ben sadece sizin Cumhurbaşkanınızım” deme hakkı var mı?

Hangi demokratik sistemde, kim, hem yetkili hem de sorumsuz olabilir ki?

Demokrasi yorumunuz özgürlük inşa edici olmaktan çıkıp, normalleşmenin önünü kesilince kitleler bir kaşık suda boğulur oldu.

Sezer'in rahatlığı “yetkili sorumsuz” olmasından geldi ve geçiyor artık.

Birilerinin cumhurbaşkanı olmayı kabul ettiğinde, Sezer başka birilerinin de cumhurbaşkanı olmadığını kabul etmiş olmazdı mı?

Benim cumhurbaşkanım değil Sezer…

Sen de mi Sezer?

Tarihten bir ses gibi geliyor kulağıma bu söz. Bir tek farkla…

Yedi yılda “Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer”den geriye sadece Sezer kaldı. Yarın Sezer'den geriye ne kalır bilinmez. Yedi yıl önce bir umuttu, şimdi ise bir hüsrandır bize Sezer.

Sayılı günler çabuk geçiyor, Mayıs ortasından itibaren o artık bizim “hiçbir şeyimizdir.”

Yedi yıllık projenin sonucu bir çapsızlık örneğidir.

Sezer cumhurun genelinin fotoğrafı olamadı Çankaya'da. Bu başarısızlığın sorumlusu Sezer'i yönlendiren ve yanıltan zihniyetin çapsızlığıdır.

Son konuşmasında; rejimin büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu, laik cumhuriyetin temel değerlerinin ilk kez açıkça tartışıldığını, bu yönde iç ve dış düşmanların birlikte hareket ettiğini ilan etti Sezer.

Peki Türkiye bu kadar iç ve dış tehdit altındaysa 7 yıldır devletin tepesinde Çankaya'da ne yaptı, ülkeyi korumak için sistemi neden işletmedi sorusunu sormazlar mı? Unutmayın ki, 7 yıldır Çankaya'da oturan Sezer'dir. Anayasal kurumları işletmek onun görevidir.

Ne yazık ki Sezer tarihte iz de bırakmadı isim de.

Prof. Osman Özsoy hatırlattı;

“İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, 1923-1973 arası tam elli yıl Türkiye'nin kaderinde rol oynadı. Bugün sadece geniş halk kitleleri değil, okumuş yazmış kesim bile, İnönü'nün kabrinin nerde olduğunu bilmez. İnönü'nün Anıtkabir'in bir köşesine gömülmesi söz konusu olunca, bunu hak edip etmediği uzun zaman tartışma konusu olmuştu. Anıtkabir'de Atatürk'ü ziyaret eden milyonlarca insan, İnönü'nün orada yattığını bilmiyor... Bilenler de, uğrama heyecanı duymuyor. Çünkü İsmet İnönü, halkın değerleriyle barışık değildi. Allahaısmarladık demeyi bile, içinde Allah geçiyor diye telaffuz etmekten imtina ediyordu. Ölüm yıldönümlerinde mezarı başında, ailesi dışında 5-10 kişi bulamazsınız.”

Yedi yıl içinde doğan çocuklara hatır sayılır miktarda Sezer ismini de uygun görmedi halkımız. Çünkü insana emeğinin karşılığından başka bir şey yoktur.

Sezer'e tavsiyem, vefatının ardından 14 yıl geçmiş olmasına rağmen toplumda yaşayan Turgut Özal sevgisi üzerine derin bir düşünceye dalmasıdır.

Çankaya'nın son günlerinde vakti olmasa da, emeklilikte vakit müsaittir “sevgi” üzerine düşünmeye.

Halkına 7 yıl başkanlık edipte, halkının hayır dualarını alamamak ne büyük acı olur...

Dilerim o ne siyasete girer, ne de marjinal bir derneğe üye olur.

Mehmet Gündem,15.04.2007

Kaynak:yenisafak.com.tr internet sitesinden aynen aktardik.

 
 
Teknik Bilgi : Web adresimiz en iyi 1200 x 800 çözünürlükte ve internet expo ile görüntülenir!
Yeşil BOLU ve İlçeleri , BoLuSPOR [ TANITIM Rehberi ve HABER Sitesi ]
Copyright by www.BOLU.biz e-Mail: irtibat@bolu.biz [ designed by BurHans* ]

 
 
ein Bild ein Bild ein Bild
REKLAMI KAPAT
REKLAMI KAPAT